Musa ve Salih Kul kıssası : HAYAT SORGUSU

MUSA ve SALİH KUL

 

Musa (as) ın hayatı sorguladığı ve bu sorgulamanın neticesinde Allah  izni ile bulduğu cevapları anlatan muhteşem bir ayet zincirinin 1. Bölümüdür.

Kehf 60 dan başlayan bu ayet grubuna başlamadan önce Kehf 58 ve 59  da Allah  zalim olanlara zalimliklerinin onlara kazandırdıkları nedeniyle hemen ceza verecek olsaydı bunu çabuklaştırırdı ancak bu azabı o BULUŞMA gününe , yani ahiret gününe ertelediğini, bundan kaçışın olmadığını anlatıyor.

Ve Kehf 60 ile başlayan ayet zinciri ile de Musa nın hayatı sorgulamasının ilk bölümünü bize anlatıyor. Musa artık olgunlaşıp da hayatı sorgulamaya evrildiği haliyle ondan önceki gençlik halini anlatıyor.

Kehf 60: “Hani Musa genç yardımcısına demişti: “İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim ya da uzun zamanlar geçireceğim.”

İki deniz diye tabir edilen yer, dünya hayatı ile ahiret hayatının birleştiği an yani ÖLÜM anı. Bu iki denizin birleşmeyip aralarına engel koyan ve ahiret hayatı ile dünya hayatını birrinden ölüm ile ayıran Allah bu anlatımız Furkan 53 ve Nem 61 de de anlatıyor.

Furkan 53: “İki denizi (birbirine) salıp katan O’dur; bu, tatlı, susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. İkisinin arasında (birbirlerine karışmalarını önleyen) bir engel (berzah) ve aşılmayan bir sınır koymuştur.

Neml 61: “Ya da yeryüzünü bir karar yeri kılan, onun arasında ırmaklar var eden ve ona (yeryüzü için) sarsılmaz dağlar yaratan ve iki deniz arasında bir ara / engel (haciz) koyan mı? Allah ile beraber başka bir ilah mı? Hayır onların çoğu bilmiyorlar.

Musa ölüm kendisini buluncaya kadar ilerleyeceği bir  ve hakikati bulmak için çaba harcayacağı bu sorgulama anını anlatıyor. Sonuçta eline bir şey geçmese bile hakikati sorgulamak ile ilgili uzun bir zaman geçirmiş olmak bile bir değerdir.

Kehf 61: “Böylece ikisi, iki (deniz)in birleştiği yere ulaşınca balıklarını unutuverdiler; (balık) denizde bir akıntıya doğru (veya bir menfez bulup) kendi yolunu tuttu.

RIZK olarak anlatılan balık Yunus süresin de de DÜNYA MALI olarak anlatılıyor.  Buradaki sorgulamada Musa; öyle veya böyle ölümlü olan bir hayat var. (  Sorgulamanın ikinci kısmında NEDEN ÖLÜM VAR diye de soracak) Bu ölümlü hayatın sonunda kimse zenginliğini alıp götüremiyor. Mallarını , oğullarını. Ne kalacak elinde? Bunca ağır hayat yolculuğunun amacı bir” HİÇ” olmamalı.

Kehf 62: “(Varmaları gereken yere gelip) geçtiklerinde (Musa) genç yardımcısına dedi ki: “Yemeğimizi getir bize, andolsun, bu yaptığımız yolculuktan gerçekten yorulduk.”

Kahf 63: “(Genç yardımcısı) dedi ki: “Gördün mü, kayaya sığındığımızda, ben balığı unuttum. Onu hatırlamamı Şeytan’dan başkası bana unutturmadı; o da şaşılacak tarzda denizde kendi yolunu tuttu.”

Görüldüğü gibi balığı unutan MUSA nın genç hali. Yani henüz sorgulamayan Musa. İnsan, hayatın çalkantılı zamanları geçipte  sağlam bir kayaya ya da karaya ayak bastığında hemen  unutur. Gerçeği arama kaygısı yerini dünya hayatının geçici zevklerine bırakır. Ve bunu da ancak içinde ki KÖTÜ YAN yaptırıyor olmalı. ŞEYTAN ın işi olmalı.

BU arada insanın hayatın çalkantılı evrelerinde Allah ı aradığı ama o çalkantılı dönemler geçtiğinde hemen  Allah ı unuttuğu Kuran da çok güzel anlatılır:

 

Yunus 22-23: “Karada ve denizde sizi gezdiren O’dur. Öyle ki siz gemide bulunduğunuz zaman, onlar da güzel bir rüzgarla onu yüzdürürlerken ve (tam) bununla sevinmektelerken, ona çılgınca bir rüzgar gelip çatar ve her yandan dalgalar onları kuşatıverir; onlar artık bu (dalgalarla) gerçekten kuşatıldıklarını sanmışlarken, dinde O’na ‘gönülden katıksız bağlılar (muhlisler)’ olarak Allah’a dua etmeye başlarlar: “Andolsun eğer bundan bizi kurtaracak olursan, muhakkak sana şükredenlerden olacağız. Ama (Allah) onları kurtarınca, hemen haksız yere, yeryüzünde taşkınlığa koyulurlar. Ey insanlar, sizin taşkınlığınız, ancak kendi aleyhinizedir; (bu) dünya hayatının geçici metaıdır. Sonra dönüşünüz bizedir, biz de yaptıklarınızı size haber vereceğiz.

İsra 67: “Size denizde bir sıkıntı (tehlike) dokunduğu zaman, O’nun dışında taptıklarınız kaybolur gider; fakat karaya (çıkarıp) sizi kurtarınca (yine) sırt çevirirsiniz. İnsan pek nankördür.

Nerde unutuldu bu “bir RIZK biriktirilmesi gerektiği” ? İşte tamda bunu arıyordu ; o   ana geri dönerse  hayatın sonuna varıp ölüm eşiğini geçtiğinde elinde RIZK  ile yorgunluğunu giderebilir, dinlenebilirdi. ( Cennette gidebilir).

Kehf.64: “(Musa) Dedi ki: “Bizim de aradığımız buydu.” Böylelikle ikisi izleri üzerinde geriye doğru gittiler.

Film şeridini geri sarar ve HAYATIN KADİM BİLGELİĞİNE danışarak kafasındaki sorulara cevap bulmaya çalışır. ( Bugün buna EVRENSEL DOĞRULAR deniyor.)  Aslında bu;  Allah ın insanın  fıtratına kodladığı doğruları bulma  sürecidir.  İnsan bunu ancak bir vahysel bilgi ile yapabilir ya da hayatın yaşanmışlığının , tabiatın hali hazırda veriyor olduğu bilgilere kulak kabartarak  bu cevapları bulabilir.

Kehf 65:” Derken, katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.

Bu BİLGE liğe danışmak yani arayışta olup , bu  arayışına rehberlik edecek doğru KAYNAĞI bulmak öncelikle ARAMAK ile başlar. Musa bu yolculukta bunu yapıyor. Oturup o SAĞLAM KAYA sın da kalıp doğruların kendisini bulmasını beklemedi. SORGULAMAK hali güzeldir. Ancak bu hal VARILACAK YER değil BAŞLANACAK YERDİR.

Sorgulamanın doğru yapılması insanı MÜMİN yapar. Yanlış sorgulama ve sorgulamama ise insanı KAFİR veya ATALAR DİNİNE İNANIVEREN bir EHLİ KİTAP yapar.

Kehf 66: “Musa ona dedi ki: “Doğru yol (rüşd) olarak sana öğretilenden bana öğretmen için sana tabi olabilir miyim?”

Hayatın içindeki YAŞANMIŞLIKLAR, ÖRNEKLİKLER olarak çevirebileceğimiz bu “  ÖĞRETİLENLERDEN ÖĞRENME” kavramı  Kuran da Allah ın insana bir şeyi öğretme yöntemlerinden biridir. Allah bu yüzden sıkça  “GÖRMEZ MİSİN?”   “BİR BAK”  gibi ifadeler ile insanı bakıp ,görüp AKLEDEREK öğüt almaya sevkeden bir üslüp kullanır.

Mümin.69. “Allah’ın ayetleri hakkında mücadele edenleri görmüyor musun; nasıl da döndürülüyorlar?

Bakara.243 : “Binlerce kişinin ölüm korkusuyla yurtlarından çıktıklarını görmedin mi? Allah onlara: “Ölün” dedi, sonra da onları diriltti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı fazl sahibidir. Ancak, insanların çoğunluğu şükretmez.

Nisa. 49: “Kendilerini (övgüyle) temize çıkaranları görmedin mi? Hayır; Allah, dilediğini temizleyip yüceltir. Onlar, ‘bir hurma çekirdeğindeki iplikçik kadar’ bile haksızlığa uğratılmazlar.

Enam.6:” Kendilerinden önce nice nesilleri yıkıma uğrattığımızı görmüyorlar mı? Biz, sizi yerleşik kılmadığımız bir biçimde onları yeryüzünde (büyük bir güç ve servetle) yerleşik kıldık; gökten üzerlerine sağanak (bol yağmurlar) yağdırdık, nehirleri de altlarından akar yaptık. Ama günahları nedeniyle biz onları yıkıma uğrattık ve arkalarından başka nesiller (inşa edip) var ettik.

Ama insanoğlu çok acelecidir. Çoğu insan hayatın içinden bilgileri süzüp çıkartmak, her yaşanılan üzerinden ders çıkartacak kadar vakit ayırıp özümsemek gibi bilge bir yaklaşım göstermez. Göstermeyecektir.

İsra.11: “İnsan hayra dua ettiği gibi, şerre de dua etmektedir. İnsan, pek acelecidir.”

Sadece İYİ olanda değil, ŞER olanda da HEMEN olsun ister.

Enam.57: “De ki: “Ben, gerçekten Rabbimden kesin bir belge üzerindeyim, siz ise onu yalanladınız. Sizin kendisine acele ettiğiniz (azab) yanımda değildir. Hüküm yalnızca Allah’ındır. O, doğru haberi verir ve O, ayırd edenlerin en hayırlısıdır.”

Taha.83: “Seni kavminden ‘çarçabuk (ACELEYLE) ayrılmaya iten’ nedir ey Musa?”

Taha.84: “Dedi ki: “Onlar arkamda izin üzerindedirler, hoşnut kalman için, sana gelmekte acele ettim Rabbim.”

Enbiya.37: “İnsan aceleden (aceleci olarak) yaratıldı. Size ayetlerimi yakında göstereceğim. Şimdi hemen acele etmeyin.”

İşte bu yüzden şöyle der Kuran:

Kehf.67: “Dedi ki: “Gerçekten sen, benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin.”

Kehf.68: “”Kaldı ki sen, tecrübe bilgi kapsamına tümüyle girmeyen şeye nasıl (ve neden) katlanasın ki?”

Ama Musa SABIRLA sorgulamaya devam etti.

Ve sorgulamasının ikinci aşaması başladı.

Sorgulayan insanın aceleciliğinden ve aslında hayatın YAŞANARAK ve DENEYİMLEYEREK  GÖZLEMLEYEREK edinilen bilgiler ile sorgulanabileceğini ; bu yüzden SABIR gerektirdiğini de anlatan bu ayet dizisinin sorulu cevaplı ikinci aşamasnı da okuyalım:

Kehf 71: “Böylece ikisi yola koyuldu. Nitekim bir gemiye binince, o bunu (gemiyi) deliverdi. (Musa) Dedi ki: “İçindekilerini batırmak için mi onu deldin? Andolsun, sen şaşırtıcı bir iş yaptın.”

Kehf 79:” “Gemi, denizde çalışan yoksullarındı, onu kusurlu yapmak istedim, (çünkü) ilerilerinde, her gemiyi zorbalıkla ele geçiren bir kral vardı.”

 

NEDEN YAPAYIM? Neyi değiştirebilirim? Ölüm neden var? Herkes ölümsüz olsaydı ya! Unutma ki zalimlerde ölümlüdür. YAŞAMI ölümlü kılarak ve bu yaşamın içinde bir süre belirleyerek ZALİMLERİN de  yok olmasını , devinimini ve  elbette ettikleri haksızlıkların cezasını çekecekleri bir ADİL din günü yaratıldı. Böylece FİRAVUN lar sonsuzca yaşayamadılar. Aksi taktirde zalimlik bitmez ve mazlum hep mazlum olarak kalırdı. Zengin hep zengin olur. Asla bir mazlumun zalimleri alaşağı edebilme şansı olmazdı. ÖLÜM insanları eşitlemek için var olması gereken bir adalettir.

 

Kehf 74: “Böylece ikisi (yine) yola koyuldular. Nitekim bir çocukla karşılaştılar, o hemen tutup onu öldürüverdi. (Musa) Dedi ki: “Bir cana karşılık olmaksızın, tertemiz bir canı mı öldürdün? Andolsun, sen kötü bir iş yaptın.”

Kehf 80-81: “”Çocuğa gelince, onun anne ve babası mü’min kimselerdi. Bundan dolayı, onun kendilerine azgınlık ve inkar zorunu kullanmasından endişe edip korktuk. Böylece, onlara Rablerinin ondan temiz olmak bakımından daha hayırlısı, merhamet bakımından da daha yakın olanını vermesini diledik.”

 

NE YAPAYIM: Yapılacak olan nedir? Nerden başlayacağım? İnsanın içindeki NEFİS: İki tarafı olan öz benliğinizdir. KÖTÜ olan tarafınızı  öldürmezseniz , yok etmezseniz, ezip sesini kısmazsanız sizi azgınca , hunharca büyüklenen bir kötü olmaya itecektir. Korkmanız gereken budur. EY İMAN EDENLER NEFSİNİZİ ÖLDÜRÜN.( Elbette nefsinizin kötülük yanını).  Bu sizin için daha İYİ olanıdır.

Nisa 66: Eğer gerçekten biz, onlara: “Kendinizi öldürün ya da yurtlarınızdan çıkın” diye yazmış olsaydık, onlardan az bir bölümü dışında, bunu yapmazlardı. Onlar, kendilerine verilen öğüdü yerine getirselerdi, bu şüphesiz onlar için hayırlı ve daha sağlam olurdu.

İMAN eden ölümü göze alandır.  O insan ki: Ona ÖLÜN denmiştir ve kendini bu mücadele uğruna hem nefsini öldürebilecek hem de davası uğruna gerçek bir savaşta ölebilecek , evini ocağını toplayıp MESCİDİ HARAM ı kurabileceği hayata doğru hicreti göze alabileceği bir zorluğu göz kırpmaksızın seçebilecek insandır.  Bunu yapmasaydı kendini doğuran yani MÜMİN  olmasını sağlayan gerçeklere sırt dönmüş ve küfre gitmiş olurdu. .

Aynı sorgulamanın bir diğer sorusu: Madem ölüm var. Ve madem ki dünyayı ölümlü olması gerekiyordu ama en azından çocuklar ölmeseydi. Bu günahsız yavrular ölmek zorunda mı?  Eğer çocuklar ölümlü olmasaydı, iyi insanlar , MÜMİN insanlar OĞULLAR ve MALLAR edinme  çılgınlığı ile doğruyu kaybedip zalimleşir ve küfre saparlardı.

 

 

Kehf 77: “(Yine) Böylece ikisi yola koyuldu. Nihayet bir kasabaya gelip yemek istediler, fakat (kasaba halkı) onları konuklamaktan kaçındı. Onda (kasabada) yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular, hemen onu inşa etti. (Musa) Dedi ki: “Eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret alabilirdin.”

Kehf 82: “”Duvar ise, şehirde iki öksüz çocuğundu, altında onlara ait bir define vardı; babaları salih biriydi. Rabbin diledi ki, onlar erginlik çağına erişsinler ve kendi definelerini çıkarsınlar; (bu,) Rabbinden bir rahmettir. Bunları ben, kendi işim (özel görüşüm) olarak yapmadım. İşte, senin sabır göstermeye güç yetiremediğin şeylerin yorumu.”

NASIL YAPAYIM: Yöntem nedir? Sen insanları vahy ile doğruya çağıracaksın. Muhtemelen sana kulak asmayacaklar. Ancak senin görevin. İnsanların içinde ki DOĞRULARINI KENDİLERİNİN BULMASINI SAĞLAMAK: O yüzden yapacağın şey onların içinde TAKVA ( İYİLİK – VİCDAN) duvarını VAHY bilgileri ile olabildiğinde sağlamlaştırıp zamanı geldiğinde onların kendilerinin İMANI seçimlerine olanak sağlamaktır. SEN HİDAYETE ERDİRİCİ DEĞİLSİN:

 

Kuran Okumak Lazım

ACG

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.